arşiv

‘Makale’ kategorisi için arşiv

Pazarlama ve İletişimin Yeni Kuralları

Çarşamba, 23 Haz 2010 admin yorum yok

Uzun zamandır okuduğum kitaplar ile ilgili özet yazılar yazmıyordum. Neyse ki elimde kitaplarım çoğaldığı için tekrar özet yazmaya başlayabilirim. Bu arada özetlediğim kitapları hediye ettiğimi bir kez daha açıklamakta fayda görüyorum. Gelelim kitabımıza… Kitabımızın adı, Pazarlama ve İletişimin Yeni Kuralları… Kitabın Türkiye dağıtımcısı Digitalage ve MediaCat ama ben kitabı Capital dergisiyle birlikte hediye olarak almıştım. Kitap, klasik pazarlama yerine yeni nesil online tanıtım ve pazarlama sistemlerinin çevrim içi ve dışı pazarla entegrasyonuyla sağlanan kazanımlardan bahsetmektedir. Müşterilere doğrudan ulaşmak için basın bülteni hazırlama, ürün ve hizmetlerinizi tanıtan bir blog hazırlama, pod yayınları sunma, viral pazarlama yaparak etkili tanıtım yapma gibi konuları çeşitli olaylarla destekleyerek detaylı bir şekilde anlatmakta. devamını oku…

Bookmark and Share

Kaliteli cVDS hizmeti Vargonen’den

Pazar, 13 Haz 2010 admin yorum yok

Kaliteli cVDS hizmeti arıyorsanız şimdiden söylemeliyim ki bunun adresi Vargonendir. Nedenini açıklamadan önce bilmeyenler için cVDS hizmeti nedir, sorusuna cevap verelim… cVDS; fiziksel sunucuların, sanallaştırma ile sistem kaynaklarını  birbirinden bağımsız kullanan yapılar haline getirilmesiyle oluşturulmuş  sunuculardır… Biraz daha basit bir açıklama yaparak ifade edersek… Yüksek miktarda işlemci gerektiren, trafik oluşturan web siteniz yada bir projenizle, paylaşımlı bir hosting ile yola çıkarsanız, işinizin daha başlamadan son bulması büyük olasıdır.  Projenizin başarısı için direkt bir sunucu satın alırsanız, ilave yüksek satınalma ve bakım maliyetleri ortaya çıkacaktır. İşte bu noktada en optimum çözüm, sunucu satın almadan size özel bir işletim sistemine sahip olmanızdır. Yani kişisel sunucu ile paylaşımlı sunucu arasında bir sistemdir. Bu sistem sayesinde sunucu ile ilgili tüm yönetim sizde olacağı için, sizden başka kimse müdahale edemeyecektir. Sistem bakım saatlerinizi ve güncellemelerinizi tamamen kendiniz yapabilirsiniz.  Diğer tarafdan fiziksel bir yapılanma olmadığı için, disk arızalanması, güç kesintileri gibi donanım arızalarından etkilenmeniz mümkün değildir. Bu sistem sayesinde projelerinizi internet üzerinde daha hızlı, sorunsuz ve ekonomik bir şekilde sunabileceksiniz. Bence gerçekten etkileyici bir sistem… devamını oku…

Bookmark and Share

SEO öldü, yaşasın sosyal medya!…

Pazar, 25 Nis 2010 admin 2 yorum

Başlık çok iddialı oldu değil mi? Belki şimdilik iddialı oldu diyebilirim ama birkaç yıl sonra arama optimizasyonu diye bir şey kalmayacak. Açıkça söyleyeyim bu öngörüyü ne bir yerde okudum ne de duydum. Tamamen benim öngörüm. Çok fazla uzatmadan kısaca anlatmaya çalışacağım. Bugün ufak ufak başlayan web 3.0 ile sosyal medya entegrasyonu, RSS beslemeleri, anlık iletilerin arama motorları tarafınca indekslenmesi, lokasyon bazlı aramaların hayata geçmesi ve kişiye özel arama hesaplarının oluşması buna en büyük örnektir. Dolayısıyla siz günlerce SEO yapın, o kadar link verin hiç bir işe yaramayacak. Peki gelecekte siteler nasıl arama motorlarında üst sıralarda yer alacak. Hadi şimdi bunları madde madde sıralayalım. devamını oku…

Bookmark and Share

E-MBA eğitimi veren okullar

Perşembe, 28 Oca 2010 admin 2 yorum

Son bir yıldır e-mba yapmayı planlıyorum. Şimdi bilmeyenler olabileceğini düşünerek mba nedir, emba nedir kısaca tek cümlede anlatayım. MBA İşletme yüksek lisans, E-MBA ise elektronik (uzaktan yani internetten) yüksek lisan. MBA açılımı Master of Business Administration’dır. MBA ve E-MBA arasında desrlerde herhangi bir müfredat farkı yoktur. Sadece E-MBA dersleri uzaktan eğitim verilmesine olanaklı olarak derlenmiştir. Bu arada MBA ve E-MBA bitirme tezi olmamakla birlikte, tezden çokda farklı olmayan bitirme projesi vardır. Bu arada bitirme tezi akademik bir çalışma olmakla birlikte bitirme projesinde akademik bir lansman olması beklenmez. Umarım E-MBA ve MBA nedir anlatabilmişimdir. Şimdi açıklamayı yaptıktan sonra gelelim esas konumuza.

E-MBA okulları ve E-MBA Fiyatlari devamını oku…

Bookmark and Share

Doğum günü ve sosyal ağlar

Pazar, 22 Kas 2009 admin 1 yorum

Başlıktan anlaşıldığı gibi bugün benim doğumgünüm. Amacım doğumgünümü cümlecemaatin bilmesi değil yaptığım küçük bir analizi paylaşmak. Eskiden doğum gününüz olduğunda size en yakın kişiler doğum gününüzü kutluyordu. Tabii ki bu kutlama kanlı canlı ve daha sıcaktı. Günümüzde ise doğum günümü hatırlayan sayısı eskiye göre kat be kat daha fazla. Bunun en büyük sebebi ise sosyal ağlar. Sosyal ağ derken sadece internette üye olduğunuz network değil aynı zamanda üyesi olduğunuz dernek, klüp, işyeri, ticaret vs gibi yerlere ait olan networklerden bahsediyorum.

Doğum günümde sosyal hayat kutlaması devamını oku…

Bookmark and Share

Mail iletisi nasıl hazırlanır?

Cumartesi, 31 Eki 2009 admin yorum yok

Bu aralar mail ile ilgili yazışma kurallarına biz blogcular dikkat çekiyoruz. Çünkü maalesef ülkece hala mail yazmayı bilmiyoruz. Ben daha ileri gidiyorum blog sayfalarına yorum dahi yazmayı bilmiyoruz. Neyse ikisi ayrı ayrı ele alınacak konulardır. Benim konum mail nasıl yazılır ve mail göndermenin püf noktaları nelerdir, biraz bunlardan bahsedeceğim. Bahsederkende mail ile ilgili teknik bir şeyden bahsedersem outlook’u referans alacağımı bilmenizi isterim.

Mail iletisi hazırlamayı tek tek sırayla anlatacağım. Önce mail kime göndereceğimize karar veriyoruz ve bu karar sonucunda eğer yazağımız bir kişiyse o kişinin mail adresinin to hanesine yazıyoruz, yok mail yazacağım direkt kişiler birden fazlaysa eğer bu kişilerin birbirlerinin mail adreslerini görmesinde bir sakınca yoksa (gizlilik) yine to hanesine yazın. Ama birden fazla göndereceğiniz kişilerin birbirlerinin mail adreslerini görmelerine gerek yoksa tüm mail adreslerinin BCC kısmına yazın. Diğer tarafdan bir veya birkaç kişiye mail yazacaksınız bunları to hanesine ve bu maili yazdığınızı başkalarınında heberdar olması gerekiyorsa onlarıda CC hanesine yazmanız gerekiyor. devamını oku…

Bookmark and Share

Gitar Tabları

Çarşamba, 21 Eki 2009 FeNoktaYe yorum yok

Eğer şarkıları kulağınızdan çıkaramıyorsanız (ki bir şarkının tamamını çıkarmak genelde uzun sürer ver zorlu bir uğraştır ) tablara başvurabilirsiniz. Peki nedir bu tab? example1

Tab okumak nota okumaktan daha kolay ve zahmetsizdir.

  1. Tabda 6 adet çizgi vardır. Bu çizgilerin her biri devamını oku…
Bookmark and Share

Kablosuz elektrik geliyor

Salı, 28 Tem 2009 eylos 3 yorum

Televizyon sehpalarının arkasındaki karmakarışık olmuş kablolara sinir mi oluyorsunuz benim gibi. Örümcek ağı gibi birbirine karışmış kaloların tozunu almaktan oldum olası nefret etmişimdir. Hatta abartmadan söyleyeyim eve yeni bir elektrikli alet almaktan sırf bu yüzden nefret ediyorum. Fakat duydum ki elektrik de artık kablosuz olacakmış. Ne sevindim bilemezsiniz. ABD Massachusetts Institute of Technology’den fizikçi Marin Soljacic’in geliştirdiği bu yeni eletrik teknolojisi ile ev ve işyerlerindeki kablo karmaşası artık bitiyor. American WiTricty şirketi tarafından ullanılan yeni teknoloji elektrikli aletlere elektrik enerjisini kablolar yerine elektromanyetik dalgalar sayesinde ulaştırıyor. Oluşan bu elektromanyetik akımın insanlara bir yan etkisinin olmadığı belirtilen bu yeni teknoloji (ki umarım öyledir) sayesinde kablolar tarihe gömülecek anlaşılan. Böylece bende sonu gelmeyen kabloların tozunu almaktan kurtulabilirm.:)

Bookmark and Share

Çocuklarda yüzme eğitimi

Perşembe, 23 Tem 2009 eylos 1 yorum

Eşimle bir süre önce oğlumu yüzme kursuna göndermeye karar verdik. Oğlum Eylülde 3.5 yaşına girecek. Bu yaz yüzme kursuna gönderelim diye karar verdik ve yakınımızda bulunan belediyeye ait kapalı yüzme salonuna gittik. Fakat 4 yaşından önce alımıyorlar maalesef. Bizde daha erken demekki n’apalım seneye göndeririz dedik tabi. Oysa Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi ve  Spor Yüksekokulu Okutmanı ve Milli Takım Yüzme Antrenörü Serhat Çetinkaya dünyada yüzmeye başlama yaşının 3 olduğunu belirtmiş. Demekki erken değilmiş. Çocuklarda erken yüzmeye başlamanın iskelet yapısının gelişiminden iştahının artmasına kadar pekçok faydası var. Bizim evin yakınındaki yüzme salonu pekçok yere göre daha erken (4 yaş) yaştaki çocuklara eğitim vermesine rağmen yine de geç sayılıyor yani. Ülkemizde yüzme eğitimine genelde 6 yaşında başlandığını söyleyen Serhat Çetinkaya daha erken yaşlarda başlanmasını öneriyor. Eşim yüzme biliyor bense maalesef bilmiyorum. Çok istedim öğrenmeyi fakat suyu çok sevmeme rağmen kulaklarımı geçtiği an inanılmaz panik yapıyorum. Bir türlü aşamadığım bu korkum yüzünden yüzmeyi öğrenemedim maalesef. Belki de bu yüzden oğlumun iyi bir yüzücü olmasını çok istiyorum. Ve ne kadar erken başlarsa o kadar iyi. Hem tüm kasları çalıştırdığı için en faydalı sporlardan biri hemde bence en zevklisi çünkü su insanı çok iyi hissettiriyor. Ben kendimi moralsiz yada kırık hissettiğimde kısa bir duş alırım. Çıktığımda kendimi tazelenmiş ve hafif hissederim. Suyun böylede tedavi edici bir yönü olduğuna inanıyorum kısacası.
Netice olarak demek istediğim neden Türkiyede spor gerektiği kadar önemsenmiyor. Yüzme eğitiminin yaşı 3′den başlıyor ama bu yaşda eğitim verecek bir yer bulamıyorsunuz. Devlet sporu daha çok desteklerse eminimki Türkiye’den daha çok sporcu çıkacaktır. Spor yapan bir çocuk daha sağlıklı ve mutlu olacağı gibi bence daha da başarılı olacaktır. Enerjisini doğru bir yere verecek ve ileride de kötü alışkanlıklardan uzak duracaktır. Oğlumu 4 yaşına girer girmez tekrar götüreceğim yüzme salonuna ve sporu sevmesi için de elimden geleni yapacağım.

Bookmark and Share

İstenmeyen bebekleri kutuya bırakın

Pazartesi, 20 Tem 2009 eylos 1 yorum

Belçika’nın Anvers kentinde istenmeyen bebeklerin bırakılması için bir kutu yapılmış. İlk anda irkildim. Nasıl yani dedim. Tuhaf geldi. Anlam veremedim. Sonra haberin devamını okudum. Dokuz yıl önce inşaa edilen bu kutuya ilk kez 2007 yılında beş günlük bir bebek bırakılmış. Annesi bulunamayan o bebekten sonra hiç kullanılmayan bu kutuya dün iki günlük bir bebek daha bırakılmış. Türkiyede olsa en iyi ihtimalle herhalde ayda bir bebek bırakılırdı. Öyle ya bebeğini doğurup çöp kutusuna atan insanların var olduğunu biliyoruz. Bırakın kendi yavrusuna herhangi bir bebeğe bunu nasıl yaparlar anlamak mümkün değil. Dedimya ilk anda insanı dumura uğratan bu kutu haberini okudukça ne kadar yerinde bir karar olduğunu düşündüm. En azından bebeğin hayatını, sağlığını koruma açısından.
Hürriyet gazetesindeki haberde aynen şöyle yazıyordu : İstenmeyen ve terk edilen yeni doğan bebeklerin sağlığına ilişkin  riskleri azaltmayı amaçlayan benzer sistemler, Almanya, İsviçre, Avusturya,  Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Japonya’da da bulunuyor.
Bence akıllıca düşünülmüş, sosyal devlet olma gereğini yerine getiren bir uygulama. İsteyipde bebek sahibi olamayan ailelere evlatlık verilen bu masum bebekler umuyorum ki sevgiyle büyütülüyordur. Sadece doğurmanın anne olmaya yetmediğini asıl olanın verilen emek ve sevgi olduğunu düşünen biri olarak buna inanıyorum.

Bookmark and Share