Albert Einstein Hayatı (Aralık Konuğu)
Yazan: admin Tarih: Ara 3, 2007 Kategori: Ayın Konuğu, İcatlar
Eğer sizde Albert EINSTEIN gibi bilim adamlarının hayat hikayelerini öğrenmek istiyor fakat okurken sıkılıyorsanız tam aradığınız yerdesiniz. Dünyada sadece www.eylos.com tarafından uygulamaya koyduğum magazinsel sanal röpörtaj ile ünlülerin hayat hikayelerini yani biyografilerini hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz. Şimdiki konuğum Albert Einstein. Çünkü zaten fikirleri ile önemli olan bu bilim adamı aynı zamanda Time dergisi taraından yüzyılın adamı seçilince ve Türkiyede de Doğuş grubu tarafından Mart 2008′e kadar Doğuş Automotion bir müzesi sergilenince www.eylos.com da yayınlanması kadar daha doğal ne olabilir. Ayrıca içimden geçen 2007 ve 2008 de Türkiyede Einstein yılı olarak kabul edilmelidir diye bir düşünce var. Şimdi Albert EINSTEIN ile sanal röpörtaj yapıyoruz.
Admin: Merhaba büyük insan Albert EINSTEIN.
Einstein: Merhaba Admin.
Admin: Türkiyede ilk kez sizinle röpörtaj yapmak gerçekten çok heyecanlı. Eğer sizinle röpörtaj yaparken saygısızlık veya yanlış bilgi verirsem şimdiden beni affedin.
Einstein: Önemli değil bende bir çok kez ilkleri yapmaya çalıştığımda hatalar yaptım. Hatalar olmadan doğru yolu bulmak çok daha zordur. Unutma yanlış yoksa, doğruda yoktur.
Admin: Daha röpörtaja başlamadan güven veriyorsunuz. Teşekkür ederim.
Einstein: Teşekkürlük bir şey yok ortada. Asıl senin için sorun şu olmalı. Ben Yahudiyim ve sizin ülke pek yahudileri sevmez. Belki bu röpörtajdan dolayı tepki alabilirsiniz.
Admin: Zaman, zaman böyle fikirler ülkemizde dolaşsa da ırkçılık yok denecek kadar az. Benim için önemli olan inançlarınız değil, bilimsel fikirlerinizdir.
Einstein: Benim zamanımda, eskiden inançlar fikirlerden öne geçmiştir. Demek ki dünya değişebiliyor. İşte bunu sevdim. Değişmek demek gelişmek demektir.
Admin: Çok haklısınız. Bize kendinizden biraz bahsedermisiniz? Okuyucularımız hayat hikayenizi merak ediyor.
Einstein: 14 Mart 1879′ da Yağudi bir aile olan fabrikatör bir babanın ve müzisyen bir ev hanımı olan annemin ikinci evlatları olarak Güney Almanyanın Ulm ketinde dünyaya geldim.
Admin: Çocukken ailenizi zekanız ile ilgili endişelendirmişsiniz diye duyduk.
Einstein: Evet. Konuşmaya geç başlamam Annemi ve Babamı çok endişelendirmiş. Hatta hasta veya zekam ile ilgili tedirgin olmuşlar. Tabii ben konuşmaya başlayınca kimse beni susturamadı ![]()
Admin: 130 Yıldır kimse sizi susturamıyor ![]()
Einstein: Sende sakın susma. Susmak çözüm ve çare değildir.
Admin: Tavsiyenize uyacağım. Siz 1 yaşındayken yani 1980 de münih’e taşınmışsızın…
Einstein: Ben hatırlamıyorum
Ama bildiğim babam Hermann ve ağabeyim Yakob Münih’de Einstein & Cie adında elektrik mühendisliği adında bir şirket kurdular. 1894 yılında ben 5 yaşındayken iflas ettiler. Mecburen İtalyaya taşınmak zorunda kalmıştık.
Admin: Bir de hatırlamıyorum diyorsunuz. Sular gibi hatılıyorsunuz
Çucukluğunuzda ileride bilim adamı olma yolunda sizi etkileyen, bu konuda yani bilim adamı olma konusunda tetikleyen olaylarınız oldumu?
Einstein: Ben anne karnında bilim adamı olacam diye karar vermiştim

Admin: Keşke sizin zamanınızda ve yanınızda yaşasaydım
çok espirilisiniz ![]()
Einstein: Hayata hep eğlenceli yönden bakacaksın. Neyse sorunun cevabını vereyim. Bilim adamı olma yolunda beni etkileyen çocukluğumda iki olay olmuştu. Birinci olay 5 yaşında taşındığımız yıl sevgili amcam bana bir pusula hediye etmişti. Pusuladaki gizemler beni heyacandırmış ve meraklandırmıştı. Diğer ikinci olay ise 12 yaşımda tanıştığım öklit geometrisiydi. Hatta gençlik yıllarımda çok kez geometri ile ilgili “bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir” diye bir görüşüm vardı. Ve bu görüşümün hala arkasındayım. Geometriden büyülenmek, heyecan duymak ve ona kapılmak önemlidir.
Admin: Geometriden bahsederken sanki sevgilinizi anlatıyorsunuz…
Einstein: İnsanın işi sevgilisi olmalı. En az ama en az sevgilisi kadar sevmeli…
Admin: Bu şartlarda eğitiminizi nasıl tamamladınız?
Einstein: Çok kolay olmadı. Lise öğrenimini 1894′te İsviçrede’de tamamladı ve 1896′da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdim. O yıllarda fizik öğrencisi olab Eşim Sırp asıllı Mileva Maric ile evlendim. 1905′te çıkardığım araştırmada Mileva matematik hesaplarında yardımcı oldu.
Adim: Siz çok hızlı girdiniz konuya ben sormadan devam edin lütfen.
Einstein: 1921 yılında teorim üzerinde çalışmak için New York’a gittim. 1933 de ise Hitler’in ırkçı politikası sebebiyle Alman vatandalığından çıkartıldım ve Amerikaya gitmek zorunda kaldım. Zor yıllardı.
Admin: Atatürk ile ilgili anınız olmuş bizimle paylaşırmasınız?
Einstein: Tabiiki. Sene 1933. Almanya’da Nasyonal Sosyalist Partisi’nin İktidar olmasıyla çalışmalarına izin verilmeyen 40 bilim adamı adına Mustafa Kemal ATATÜRK‘e bir mektup yazarak onların Türkiye’de çalışmalarına devam etmelerini istemiştim. Atatürk bu isteği kabul ederek İstanbul üniversitesi’nde çalışma imkanı tanımıştı. Her yönde olduğu gibi yüce önderiniz bilimde de önemli ve başarılı bir karar vermiştir.
Admin: Atamızla gurur duyuyoruz. Aynı yıl İsrail ile bazı görüşmleriniz olmuş.
Einstein: Bana İsrail Başbakanlığı teklif edildi ancak ben topluma politikada değil bilimde daha yarlı olacağıma inandığım için kabul etmedim. O yıllarda Sayın Dr. Chaim Weizmann ile Jerusalem Musevi Universitesini kurdum.
Admin: Profesyonelliğiniz nasıldı. Yani yaptığınız işler, ödüller, bilimsel çalışmalar.
Einstein: Bern’de federal patent dairesinde çalıştım. Bu görevden arta kalan zamanlarımda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde bir çok araştırmalar yaptım. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuantum teorisi ile ilgilendim. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdum ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test ettim. Kuantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisiydim ve bunu ışıma enerjisine uyguladım. Bu da benim, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını ve fotoelektrik olayını açıklayabilmemi sağladı.
Admin: Muhteşem. Nobeller peki?
Einstein: Sordunuz soylüyorum. 1916′da yayımladığım “Genel Görelilik Kuramı”, 1921′de “fotoelektrik etki ve kuramsal fizik alanında çalışmalarımla Nobel Fizik Ödülü’nü aldım.
Admin: Bu kadar bilimsellik bana biraz ağır geldi. Arada nefes almam gerekiyor biraz ailenizden bahsedermisiniz.
Einstein: Belki iyi bir bilim adamıydım ama sanırım evde iyi bir aile reisi olamadım. Çünkü İlk eşim Mileva Maric’den, Hans ve Eduard isminde ikioğlum oldu. 1914 yılında Mileva beni terk etti. Zaten siz soracağınız için hemen cevap vereyim. Milevadan ayrıldıktan sonra Birinci Dünya Savaşında kıtlık sırasında mide ağrıları çekerken kuzenim Elsa ile evlendim.
Admin: Aile hayatıınızda bilim hayatınız gibi. İnişler ve çıkışlar ile dolu. Savaşlarda ne yaptınız?
Einstain: Benimki de her insan gibi. Savaşlarda; 1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde çalışmalarımı açıklayan iki yazısımdan başka, üçüncü bir yazım daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attım. Teorilerim sert tartışmalara yol açtı. 1909′da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldum. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldum. 1913′de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsü’nde ders verdim ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildim. Bir bilim adamı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldım.
Admin: Daha sonraki akademik hayatınız?
Einstein: Yabancı ülkelere birçok gezi yapmakla birlikte 1933′e kadar Berlin’de yaşadım. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist yani NAZİ rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi bende Almanya’dan ayrıldım. Paris’te College de France’ta ders verdim; burdan Belçika’ya sonrasında ise İngiltere’ye geçtim. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldum. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçtim.
Admin: Bence siz sadece Amerika değil bir dünya ve hatta evren vatandaşlığı hak etmiş nadir insanlardan birisiniz. Aileniz ne durumda?
Einstein: Küçük oğlum Eduard ne yazık ki akıl hastalığı nedeni ile Zürih yakınlarında bir bakım evinde hayatını geçirdi. Büyük oğlu Albert, annesiyle tanıştığım Zürih Polytechnic’te mühendislik okudu ve daha sonra University of California, Berkley’de profesörlük yaptı.
Admin: Sayın Einstein son olarak bir fizikçi olmanıza rağmen kendi fiziğiniz ile ilgili ne düşünüyorsunuz.
Einstein: Ben öyle giyim kuşam derdinde bir insan değilim hayata sade bakarım. Herkez geçicidir. Kalıcı olan fikirler ve buluşlardır. Alçak gönüllülükde bilim kadar önemlidir. Zaten alçak gönüllü olmazsanız insanlığa pek yararınız olmaz. Ben çoğu zaman ayağımda terlikler ve taranmamış saçlarımla bir çok ünlü üniversitede konferanslar verdim. Taranmış saçlar değil o saçların altındaki düşünceler sayesinde bu konferasnları veriyordum.
Admin: Sayın Alber Einstain, www.eylos.com’a zaman ayırıp bizimle röpörtaj yaptığınız için teşekkür ederiz.
Einstein: Bende teşekkür ederim. Özellikle böyle yararlı bir röpörtajı karşılıksız Türk halkına yayınladığınız için.
Bitti.
Röpörtajımız sizi tatmin etmediyse aşağıdaki derlemeyi okumanızı tavsiye ediyorum;
Albert Einstein 1955′de Princeton’da hayatını kaybetti, oğlu Albert yanında bulunmuştur. Üvey kızı Margot Einstein, bilim adamının kişisel mektuplarını özenle herkesten saklamış ve kendisinin ölümünden 20 yıl sonra daha saklı kalmasını vasiyet etmisti. Günümüzde Princeton Üniversitesi tarafından basılan bu mektuplar bilim adamının gizli kalmış özel yaşamı hakkında ilginç bilgiler sunulmaktadır.
Albert Einstain özellikle izafiyet teorisiyle tanınmıştır.
Bu teori üç bölüme ayrılır:
- Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren Özel Görecelik (1905);
- Eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren Genel Görelilik (1916);
- Elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri.
İlk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.
Başka bir ifadeyle şöyle anlatılmış;
1905′te yayınladığı dört önemli çalışması; Rölativite Teorisi, Kütle-Enerji Eşitliği (E=mxc’2), Brownsal Devinmenin Açıklanması ve Işığın Foton Teorisi, Einstein’i fizik biliminin yaşayan en önemli otoritesi durumuna getirdi. Fakat onun bilime en önemli katkısı 1916′da açıkladığı “Genel Rölativite” teorisidir. Fizik biliminin eski mekanik fiziği aşarak kuantum fiziği aşamasını yakalamasında en büyük pay sahibi olan Einstein, hayatının son yıllarını elektromanyetik ve çekim alanlarını birleştiren Birleşik Alanlar Teorisi’ni oluşturmak için harcadı. Diye anlatılmış.
Einstein’ın atom ile ilgili olarak: “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim, ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar.” demiştir.
Ayrıca birçok kişinin ilgisini çeken “Neden Sosyalizm?” adlı yazısı Monthly Review adlı aylık dergisinin, ilk sayısının, ilk yazısıdır.
Biliyorum Einstein ile ilgili yazacak çok şey var. Einstein ile ilgili paylaşmak istediğiniz konu olursa yorum kısmına yazabilirsiniz.
Röpörtaj kaynak; http://tr.wikipedia.org , www.biyografi.net
Popularity: 14% [?]













10 dkdır okuyorum ne özel adammış be hayatını da izlemiştim boşuna Einstein olunmuyor işte, hayatı ti ye alan o dil çıkaran resmini de çok severim benim idolüm resmen Ata’mdan sonra tabii ki
eda suner | Ara 6, 2007 | Yorum
bence bu adam çok akıllı ki zaten belli oluyo demekki salak zannedilenler bile üstün zaka olabiliyomuş demekki her şey baştan belli olmuyormuş
GOZDE | Ara 12, 2007 | Yorum
sozlerıne bayılıyorum keske olmeseydı sımdı okuduktan sonra aglamaya basladım bır sozu var kendı atomu ıcat etmıs ama ınsanlar bırbırlerını oldurmek ıcın kullanıyorlar dedı odevlerımı sayesınde yapıyorum
meryem | Ara 27, 2007 | Yorum
çok çüzel
suavi | Oca 3, 2008 | Yorum
yapmassanız sizi öldürürüm yapmassanız sizin eve haciz getiririm
ömer | Oca 5, 2008 | Yorum
ben bir zamanlar fiziği sevmezdim ama fiziği araştırarak ve hocamın fizik tutkusu sayesinde sevdim hocam ZEKAİ SELİMOĞLU NA ÇOOOOOOOOOOOOOOK TEŞEKKÜR EDİYORUM FİZİKÇİLERİN HAYATIN YAZANLARADA TEŞEKKÜR EDİYORUM
derya | Oca 7, 2008 | Yorum
merhaba, öncelikle tebrik ediyorum sizi, çok zekice bir ropörtaj fikri oluşturmuşsunuz. Bence de bu şekilde, sıkıcılıktan uzak bir bilgilendirme yapmış oldunuz. Devamını bekliyoruz…
evvelzamanicinde | Oca 9, 2008 | Yorum
sizi çokı seven elvan kardeş
elvan | Oca 9, 2008 | Yorum
gercekten cok guzel..su sozu cok beyendım; UNUTMAYIN YANLIS YOKSA DOGRUDA YOKTUR….
ebuşş | Oca 17, 2008 | Yorum
ben ce cok guzel olmus ama oncd ıcat ıle baslamalıydı sunum
karagozlum_38_1993@hotmail.com | Mar 2, 2008 | Yorum
çok tşk tam ödevime göre
furkan | Mar 2, 2008 | Yorum
slm
nebahat | Mar 5, 2008 | Yorum
off be kardesim insan bi atomu ne zaman ne yapti onu yazar beeeeeee. Biktim aramaktan!!!
Killer | Mar 9, 2008 | Yorum
herşey güzel,iyi bir fikir,yalnız anlamadığım sanal röportajın baş kısmında yer alan yahudilik meselesi,yani ne gerek vardı anlamadım…Ama güzel,saygılar…
hakan | Mar 24, 2008 | Yorum
Merhaba DERYA ,
gerçi ..
ağagıdaki yazıyı okuyunca Zekai Selimoğlu hocayı bende hatırladım benimde ogretmenim idi .bende fizigi çok severdim okulda iken.
Bilg muhendisi yim şimdi
nerde Zekai hoca ile ilgili bir bilgi var mı ? paylaşırmısın ?
erhan{at}dti-yazilim{nokta}com
——————————————-
ben bir zamanlar fiziği sevmezdim ama fiziği araştırarak ve hocamın fizik tutkusu sayesinde sevdim hocam ZEKAİ SELİMOĞLU NA ÇOOOOOOOOOOOOOOK TEŞEKKÜR EDİYORUM FİZİKÇİLERİN HAYATIN YAZANLARADA TEŞEKKÜR EDİYORUM
erhan | May 22, 2008 | Yorum
erhan merhaba ben züleyha tanımazsın tabi ama bende zekai hocanın bi öğrencisiyim deryadan bi haber alırsan hocamla ilgili bende bilgilendirirmisin?(ztongul@mynet.com)bu arada valla yazıya diyecek yok…harika bi çalışma olmuş!emeğiniz için teşekkürler
züleyha | Haz 13, 2008 | Yorum
ya bu adam salak gorunumlu hıper zeka bakın adamın ılk okulda 5 notu yokmus butun dersı 1 mış.Beden egıtımı bile :s sonra zorlamıs liseye gırmiş.Lisede hocalara okadar sacma sorular soruyomuski mesala 4,1 nedeb orda virgul war diye soruyomu.Okadar mış yani.
onur | Haz 23, 2008 | Yorum
ben albert in kendi zamanın da yaşamış biri olduğuna inanmıyorum gelecekten geldiğine inanıyorum
cihat | Tem 19, 2008 | Yorum