arşiv

yazar arşivi

Satılık ikinci el beşik

Pazar, 23 Ağu 2009 eylos yorum yok

Başlık doğru. Evimizde uzun zamandır kullanmadığımız beşiği satmaya karar verdik. Bizim velet 3 yaşını geçti. Yakılaşık bir seneden beri odasında eski kullandığımız genç odasının yatağını kullanıyor. Dolayısıyla beşik artık fazla geldi. Çünkü artık ona dolap, çekmece vb. gibi eşyalar aldığımız için beşik orada fazlalık duruyor. Geçen gün beşiği demonte ettim ve balkona koydum ama yinede kalabalık yapıyor. Bekliyorum çocuğu olacajk birilerine vereyim ama maşallah kimsenin ihtiyacı yok. Bende en iyisi internetten satayım dedim. Amerikada bu tip satışlar bolca yapılıyor ismi ise garaj satışı. Bizim garajımız yok onun yerine bizim satışın ismi balkon satışı olsun. Neyse konuyu dağıtmıyorum. İki çekmeceli, unisex bir renge sahip olduğu için erkek veya kız çocuğu farketmez hepsi kullanabilir. Beşiğin fiyatı 50 TL’dir. Demonte olarak elden teslim edilecektir. Ayrıca beşikle birlikte beşiğe ait yatak ve nevresimleride verilecektir. Ayrıca masraf tapmanıza gerek yok. Ortalama böyle bir beşiğin piyasa fiyatı 300 – 500 TL civarındadır. Neredeyse fiyatının %10 kadar bir fiyatla satıyorum. Hem siz bebeğiniz için ucuz bir beşik sahibi olacaksınız hemde bizim balkonumuz rahatlayacak. Biz iki yıl kadar kullandık hayrını görgük, bizden alanda hayrını görsün diyoruz. Beşik İstanbul, Sefaköyden elden, demonte olarak teslim edilecektir. Dolayısıyla nakliye ve montaj satın alana aittir. Beşiğin kullanılmış olduğu unutulmamalı ve bazı gözükmeyen yerlerde çizikler mevcuttur.
Ayrıntılı bilgi hafta için aşağıya yorum olarak sorabilirsiniz. Yada acil bilgi istiyorsanız hafta için Eylem YILMAZ: 0 212 424 47 65′den bana ulaşabilirsiniz.

Bookmark and Share

Kablosuz elektrik geliyor

Salı, 28 Tem 2009 eylos 3 yorum

Televizyon sehpalarının arkasındaki karmakarışık olmuş kablolara sinir mi oluyorsunuz benim gibi. Örümcek ağı gibi birbirine karışmış kaloların tozunu almaktan oldum olası nefret etmişimdir. Hatta abartmadan söyleyeyim eve yeni bir elektrikli alet almaktan sırf bu yüzden nefret ediyorum. Fakat duydum ki elektrik de artık kablosuz olacakmış. Ne sevindim bilemezsiniz. ABD Massachusetts Institute of Technology’den fizikçi Marin Soljacic’in geliştirdiği bu yeni eletrik teknolojisi ile ev ve işyerlerindeki kablo karmaşası artık bitiyor. American WiTricty şirketi tarafından ullanılan yeni teknoloji elektrikli aletlere elektrik enerjisini kablolar yerine elektromanyetik dalgalar sayesinde ulaştırıyor. Oluşan bu elektromanyetik akımın insanlara bir yan etkisinin olmadığı belirtilen bu yeni teknoloji (ki umarım öyledir) sayesinde kablolar tarihe gömülecek anlaşılan. Böylece bende sonu gelmeyen kabloların tozunu almaktan kurtulabilirm.:)

Bookmark and Share

Çocuklarda yüzme eğitimi

Perşembe, 23 Tem 2009 eylos 1 yorum

Eşimle bir süre önce oğlumu yüzme kursuna göndermeye karar verdik. Oğlum Eylülde 3.5 yaşına girecek. Bu yaz yüzme kursuna gönderelim diye karar verdik ve yakınımızda bulunan belediyeye ait kapalı yüzme salonuna gittik. Fakat 4 yaşından önce alımıyorlar maalesef. Bizde daha erken demekki n’apalım seneye göndeririz dedik tabi. Oysa Trakya Üniversitesi Beden Eğitimi ve  Spor Yüksekokulu Okutmanı ve Milli Takım Yüzme Antrenörü Serhat Çetinkaya dünyada yüzmeye başlama yaşının 3 olduğunu belirtmiş. Demekki erken değilmiş. Çocuklarda erken yüzmeye başlamanın iskelet yapısının gelişiminden iştahının artmasına kadar pekçok faydası var. Bizim evin yakınındaki yüzme salonu pekçok yere göre daha erken (4 yaş) yaştaki çocuklara eğitim vermesine rağmen yine de geç sayılıyor yani. Ülkemizde yüzme eğitimine genelde 6 yaşında başlandığını söyleyen Serhat Çetinkaya daha erken yaşlarda başlanmasını öneriyor. Eşim yüzme biliyor bense maalesef bilmiyorum. Çok istedim öğrenmeyi fakat suyu çok sevmeme rağmen kulaklarımı geçtiği an inanılmaz panik yapıyorum. Bir türlü aşamadığım bu korkum yüzünden yüzmeyi öğrenemedim maalesef. Belki de bu yüzden oğlumun iyi bir yüzücü olmasını çok istiyorum. Ve ne kadar erken başlarsa o kadar iyi. Hem tüm kasları çalıştırdığı için en faydalı sporlardan biri hemde bence en zevklisi çünkü su insanı çok iyi hissettiriyor. Ben kendimi moralsiz yada kırık hissettiğimde kısa bir duş alırım. Çıktığımda kendimi tazelenmiş ve hafif hissederim. Suyun böylede tedavi edici bir yönü olduğuna inanıyorum kısacası.
Netice olarak demek istediğim neden Türkiyede spor gerektiği kadar önemsenmiyor. Yüzme eğitiminin yaşı 3′den başlıyor ama bu yaşda eğitim verecek bir yer bulamıyorsunuz. Devlet sporu daha çok desteklerse eminimki Türkiye’den daha çok sporcu çıkacaktır. Spor yapan bir çocuk daha sağlıklı ve mutlu olacağı gibi bence daha da başarılı olacaktır. Enerjisini doğru bir yere verecek ve ileride de kötü alışkanlıklardan uzak duracaktır. Oğlumu 4 yaşına girer girmez tekrar götüreceğim yüzme salonuna ve sporu sevmesi için de elimden geleni yapacağım.

Bookmark and Share

Kız Kardeşimin Hikayesi

Çarşamba, 22 Tem 2009 eylos 1 yorum

Kız Kardeşimin Hikayesi yakında gösterime girecek olan bir sinema filmi. Jodi Picoult’un Kız Kardeşim İçin adlı kitabından uyarlanan filmin konusu çok etkileyici. Kitabı okumadım ama okuyanlardan duyduğum çok güzel bir kitap olduğu. Eğer filmi de kitabı kadar etkileyici ise süper. Başrollerinde Cameron Diaz, Alec Baldwin, Abigail Breslin, Thomas Dekker (Cnbc-e’de oynayan Terminatör-Sarah Connor Chronicles dizisinde John Connor’u oynayan genç aktör) ve Joan Cusack’ın oynadığı filmin dağıtımını Warner Bross yapıyor. Türkiyede 14 Ağustos 2009′da gösterime girecek olan filmin konusu ise şöyle :
Anna son derece sağlıklı olmasına rağmen on üç yaşına dek sayısız ameliyat, nakil ve operasyon geçirmiş, iğneler vurulmuştur. Tüm bunlara ablası Kate’in çocukluğundan beri yakasını bırakmayan lösemiyle mücadele edebilmesi için katlanan Anna’nın dünyaya getirilme sebebi de budur zaten. Ablası Kate ile tam doku uyumu olması için laboratuar ortamında genleri özel olarak seçilen özel üretim bir çocuk olan Anna, ablasına ilik verebilmesi için dünyaya getirilen bir çocuktu ve  bu rolünü ve hayatını hiç sorgulamadı.. bugüne dek.

Genelde kitaptan uyarlanan filmlerde daha önce kitabını okumuş olan seyirciler hayal kırıklığı yaşar ve kitabın daha güzel olduğunu söyler. Bu filmde umarım ki böyle olmaz. Herkesi etkileyecek harika bir konusu var ve umarım konuyu iyi işleyerek akıllarda kalan bir film çıkarmışlardır ortaya. Bir aydan daha kısa bir süre sonra izleyebileceğiz nasılsa. Seyredip göreceğiz.

Bookmark and Share

İstenmeyen bebekleri kutuya bırakın

Pazartesi, 20 Tem 2009 eylos 1 yorum

Belçika’nın Anvers kentinde istenmeyen bebeklerin bırakılması için bir kutu yapılmış. İlk anda irkildim. Nasıl yani dedim. Tuhaf geldi. Anlam veremedim. Sonra haberin devamını okudum. Dokuz yıl önce inşaa edilen bu kutuya ilk kez 2007 yılında beş günlük bir bebek bırakılmış. Annesi bulunamayan o bebekten sonra hiç kullanılmayan bu kutuya dün iki günlük bir bebek daha bırakılmış. Türkiyede olsa en iyi ihtimalle herhalde ayda bir bebek bırakılırdı. Öyle ya bebeğini doğurup çöp kutusuna atan insanların var olduğunu biliyoruz. Bırakın kendi yavrusuna herhangi bir bebeğe bunu nasıl yaparlar anlamak mümkün değil. Dedimya ilk anda insanı dumura uğratan bu kutu haberini okudukça ne kadar yerinde bir karar olduğunu düşündüm. En azından bebeğin hayatını, sağlığını koruma açısından.
Hürriyet gazetesindeki haberde aynen şöyle yazıyordu : İstenmeyen ve terk edilen yeni doğan bebeklerin sağlığına ilişkin  riskleri azaltmayı amaçlayan benzer sistemler, Almanya, İsviçre, Avusturya,  Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Japonya’da da bulunuyor.
Bence akıllıca düşünülmüş, sosyal devlet olma gereğini yerine getiren bir uygulama. İsteyipde bebek sahibi olamayan ailelere evlatlık verilen bu masum bebekler umuyorum ki sevgiyle büyütülüyordur. Sadece doğurmanın anne olmaya yetmediğini asıl olanın verilen emek ve sevgi olduğunu düşünen biri olarak buna inanıyorum.

Bookmark and Share

Kamuya engelli alımı

Pazartesi, 20 Tem 2009 eylos yorum yok

Türkiyede engelli olmak maalesef ki çok daha zor. Kaldırımlardaki rampalardan tutunda bina girişlerindeki ve üst geçitlerdeki yetersizliğe kadar her türlü yaşam alanında binbir zorlukla savaşıyorlar. Birçoğumuzun kolaylıkla yapabildiği basit birçok şeyi onlar yapamıyorlar. Okula gitmeleri başlıbaşına bir mücadele, okusalar bile iş bulmaları yada ne bileyim her gün işe gidip gelmeleri bile ne kadar meşakkatli düşünsenize. Tüm bu zorluklara rağmen hayata daha bir bağlı ve daha pozitifler. Çünkü hayatın ne kadar basit mutluluklarla dolu olduğunu, küçücük şeylerden nasıl mutlu olacaklarını çok iyi biliyorlar. Sanki Allah onlardan uzuvlarını alırken kalplerine yaşam sevinci ve insan sevgisi vermiş. Şu hayatta en çok hayranlık duyduğum kişiler onlar. Sizi bilmem ama ben engelli insanları gördükçe kendimi bencil ve sığ hissediyorum. Ne kadar saçma şeylere üzüldüğümü fark ediyor ve sahip olduğum nimetlerin nasılda farkında olmadan nankörlük ettiğimi alıyor ve utanıyorum. Engelli insanlarla ilgili yeterli hassasiyet hiçbirimizde yok bence.Keşke toplum olarak daha fazlasını yapabilsek. Oysaki herkes bir engelli adayı aslında. Hepimiz talihsiz bir kaza yada dikkatsizlikle engelli olabiliriz.
Ama malesef hayat koşturmacası içinde hepimiz onları unutuyoruz. Ne zaman gazetede, televizyonda yada çevremizde onlardan birini görsek hatırlıyor ama ertesi gün yine koşturmacanın içinde unutuyoruz. Tıpkı benim az önce gazetede okuduğum bir haberle onları hatırlamam gibi. Kamuya sınavla 54 engelli anılacağı ile ilgili bir haber okudum. Evet maalesef sadece 54 kişi. Yine de hiç olmazsa 54′ü için umut ışığı. Eğer bu yazıyı okuyan bir engelli yada engelli yakını varsa haberle ilgili ayrıntıyı burayı tıklayarak alabilirler. Bir gün ülkemdeki tüm engellilerin önündeki engellerin kalkması  dileğiyle.

Bookmark and Share

Çocuk istismarcılarına ceza

Cuma, 17 Tem 2009 eylos 1 yorum

Gazetede okuduğum bir haber beni çileden çıkardı. Şöyle ki; milletvekili Alev Dedegil’in ‘çocuklara tecavüz sanıklarına, ikinci kez bu suçu işlediklerinde kimyasal kastrasyon cezası’ önerisi üzerine çıkan tartışmalarla ilgili bir haber. Yani hasta ruhlu bu kişilerin kadın yada çocuk gördüğünde tahrik olmaları kimyasal yolla engelleniyor. Biyolojik kastrasyondan farklı olarak kişinin cinsel aktivitesini tamamen bitirmiyor ama cinsel ilişki başlatmasına engel oluyor. Buraya kadar herşey tamam. Ama bu öneri üzerine hukukçular yine ikiye bölünüyor. Efendim neymiş? Bu ceza vücut dokunulmazlığı kuralını ihlal ediyormuş, insan haklarına aykırıymış. Yok ya…peki tecavüze yada istismara uğrayan o küçücük çocukların hakları nolacak? devamını oku…

Bookmark and Share

Basit Bir Ev Kazası ekranlarda

Perşembe, 16 Tem 2009 eylos yorum yok

Bundan birkaç ay önce semtimizdeki kültür merkezi’nin broşürlerinde görüp seyretmek istediğim bir tiyatro oyunu ‘Basit Bir Ev Kazası’nı maalesef kaçırmış ve üzülmüştüm. Günay Karacaoğlu’nun tek kişilik bir oyunu olan ‘Basit Bir Ev Kazası’ 2009 yılı Afife Tiyatro Ödülleri, Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri ve Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülleri’nde ‘En İyi Komedi Kadın Oyuncu’ ödüllerini toplamış ve bende bu oyun ayağıma kadar geldiği halde kaçırdığıma bir kez daha hayıflanmıştım. Günay Karacaoğlu çok beğendiğim ve güldüğüm bir komedi sanatçısı. Televizyonda Yarım Elma dizisiden hatırlayacaksınız. Hani birbirine hiç benzemeyen ikizlerden köylü olanı. Neyse Basit Bir EvKazası’nın tiyatro dünyasında gösterdiği başarıyı fark eden Tomris Giritlioğlu önümüzdeki sezon bu oyunu televizyona taşımaya karar vermiş. Asis Yapım’ın çekeceği Basit Bir EvKazası’nı kısa bir süre sonra ekranlarda televizyon dizisi olarak izleyecekmişiz yani. Umarım yine Günay Karacaoğlu oynuyordur.

Bookmark and Share

Newyork’ta Beş Minare

Perşembe, 16 Tem 2009 eylos 1 yorum

Mahsun Kırmızıgül Newyork’ta Beş Minare türküsünü söyleyecek,hemde Empire State’in tepesinde. Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmleri ile 4 milyondan fazla sinemaseyircisine ulaşan Kırmızıgül hayalini kurduğu filmi çekmek için  Amerika’ya gidiyor. Yıllardır hayalini kurduğu Newyork’ta Beş Minare filmi için sonunda gereken parayı biriktiren Mahsun Kırmızıgül sinemadan kazandığını yine sinemaya yatırıyor. Çekim için hazırlıklara başlayan Mahsun Kırmızıgül mekan tespiti ve 100 kişilik film ekibi’ne otel rezervasyonu yapmak için Newyork’a gitti. 10 milyon dolarlık bütçesiyle Türk sinemasının en pahalı filmi olacağı söylenen Newyork’ta Beş Minare’nin çekimlerine 2010 Mayıs ayında başlanacak. Mahsun Kırmızıgül diğer filmlerinde olduğu gibi yine güçlü biroyncu kadrosu kurmuş. Haluk Bilginer, Yıldız Kenter, Berrak Tüzünataç ve Mustafa Sandal’ın rol alacağı filmde Mahsun Kırmızıgül de rol alıyor.Filmde iki Türk polisini canlandıran Mustafa Sandal ve Mahsun Kırmızıgül’ün FBI’ın yakaladığı Türk kaçakçıyı teslim almak için gittikleri Newyork’ta yaşadıkları anlatılıyor. Bu iki polis teslim alıp Türkiye’ye götürmeleri gereken kaçakçıyı ellerinden kaçırınca intihar etmeye karar verirler. Ve ünlü Empire State’in tepesine çıkarlar ve Mahsun Kırmızıgül burda Newyork’ta Beş Minare’yi söyler. Bakalım olaylar bundan sonra nasıl gelişir. Beyaz Melek ve Güneşi Gördüm filmleri ile yakaladığı seyirci sayısını galiba bu filmle arttıracak.

Bookmark and Share

Eğitimde fırsat eşitliği

Çarşamba, 15 Tem 2009 eylos 4 yorum

Ardahan’ın ÖSS’de en son üç il arasında olması ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. Ardahan Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Ramazan Korkmaz, CHP millletvekili Ensar Öğüt, Vali Selim Cebiroğlu ve Milli Eğitim Müdürü Şemsetin Görgülü’yü oldukça üzmüş anlaşılan. Doğrusu eğitim adına gösterilen bu tepkileri haklı buluyor ve tüm illere böyle duyarlı yöneciler diliyorum. Ardahan Üniversitesi rektörü Korkmaz, her yıl ÖSS sonuçlarının açıklanması ve sonuncu olmaları nedeniyle Ardahan gençlerinin aşağılandığını, oysa fırsat eşitliği sağlanırsa bu çocukların da gayet başarılı olacaklarına inaadığını söyleyerek gençlere sahip çıkması çok yerinde bir davranış bence. Ardahana atanan öğretmenlerin stajyer öğretmenler olmaları nedeniyle tecrübesiz olduklarını ve görev süreleri bitince gittiklerini, bu nedenle kentteki öğrencilerin kaliteli bir eğitim alamadıklarını belirten yöneticiler bu durumu çözüme kavuşturmak için çalışmalarına başlamış bile. Ülkemde böyle işini iyi yapan ve geleceğe daha iyimser bakmamızı sağlayan yöneticiler olduğunu görmek bana çok iyi geliyor. Hürriyet’te okuduğum haberin ÖSS’de başarısız olan diğer il yöneticilerine örnek olmasını diliyorum. Ardahan gençlerinin de kendilerine fırsat sunulursa gayet başarılı olacaklarından eminim ve ailelerin çocuklarına bu anlamda destek olmaları gerektiğine inanıyorum. Umarım 2010 ÖSS sonuçları açıklandığında ilk sıralarda Ardahan olur.

Bookmark and Share